Üyelik Girişi
MENÜ BAŞLIKLARI
Takvim
KÖYÜMÜZDEN VİDEOLAR
Site Haritası
GÜZEL SÖZLER

Asla Kimsenin Umudunu Kırma, Belki de Sahip Oldukları Tek Şey Odur. (Mevlana)

Herkes Başkasına Kendi Layık Olduğu Davranışı Gösterir.

İlim Okumak Bilmektir, Bilmek Hakkı Bulmaktır. (Yunus Emre)



Gelenek ve Göreneklerimiz

 GELENEK VE GÖRENEKLERİMİZ

 

1- Dini Bayramlar:

   Yurdumuzda olduğu gibi köyümüzde de dini bayramların önemi çok büyüktür. Memleketin dört bir yanında yaşayan köyümüz evladı anne-baba ve sevdikleri ile bereber bayramı geçirmek için köylerine dönerler. Tabiki gurbetten gelirken elleri boş gelmezler. Çeşit çeşit giyecekler, yiyecekler ve hediyeler getirilir. Bayram sabahı erkenden kalkılır, erkekler güzel ve yeni elbiseleri giyip bayram namazı için camiye giderler. Bayanlar ise evde tatlı bir bayram telaşesi kaplar.  Namaz çıkışı cami içinde, cami önünde köylümüz  birbirleri ile bayramlaşarak kucaklaşıp  hasret giderirler. El öpmeye gelen çocuklara para ve şekerler verilerek onlar sevindirilir. Daha sonra büyükler ziyaret edilir, elleri öpülerek hayır duaları alınır. Yemekler yapılarak toplu ziyafetler verilir.

2- Cenaze Adetleri: Köylümüz dirisine saygı gösterdiği gibi ölüsünede saygı göstermektedir. Cenaze merasimlerinde  birlik, beraberlik ve dayanışma ön plana çıkmaktadır. Köyde cenaze olduğunu duyan herkes, işini gücünü bırakıp cenazenin olduğu eve koşarlar. Cenazeyi hep bereber kabristana götürüp defnettikten sonra cenaze yakınlarını ve dışarıdan gelen misafirleri evlere götürüp yemek yedirmek için adeta yarış edilir. Ayrıca cenaze evine çeşit çeşit yemekler götürülür. Bayanlarda cenaze evine toplanıp Kur’an okuyarak mevtanın ruhuna bağışlarlar. Cenazenin defin işlemleri ile uğraşanlara haklarını helal etmeleri için helallık alınarak hediyeler verilir. Sonraki günlerde ise her yere haber gönderilerek Cenaze yemeği, hazırlanır ve mevlitler okutulur. Bu mevlit törenlerine büyük katılımlar olur.

  

3- Asker Uğurlama:

    Askerlik görevi gelen gençler, toplu olarak evlere davet edilir. Askerliklerine onbeş-yirmi gün kala  işi-gücü bırakırlar. Dağ-taş demeden her yeri gezip eğlenirler. Asker adayları topluca Camide mevlit okutup sağlıkla gidip gelsinler diye dua edilir. Askere gitme günü geldiğinde; çoluk-çocuk hemen herkes’’Gediğin Arkası’’denilen köyün çıkışında toplanırlar. Dualar eşliğinde gençlerin ceplerine harçlıklar sıkıştırılarak vatani görevlerine uğurlanırlar.

 

 

 4- Hacı Uğurlama:

    İslamın şartlarından biri olan hac vazifesini yerine getirmek için kutsal yolculuğa hazırlanan hacı adayları da aynen askerler gibi davetlere götürülür. Çevre köylere de haber gönderilerek bütün köylü davet edilip mevlitler okutularak “Hacı Yemeği” verilir ve bu yemeğe gelen davetlilerle hacı adayları helalleşirler. Hacca gitme günü geldiğinde asker uğurlama gibi Gediğin ardından hacılarda dualarla uğurlanıp, dönüşlerinde de büyük bir törenle gene Gediğin ardında dualarla karşılanırlar . Hac dönüşünde hacılar çeşitli hediyeler getirip, kendilerini ziyarete gelenlere tesbih, zemzem ve hurma gibi şeyler ikram ederler.

 

 5- Şükür ve Dua Günü:

    Her yıl Mayıs ve Haziran ayı geldiğinde; köyün ileri gelen söz sahibi kişilerini tatlı bir telaş sarar.  Köy Yönetimi ve Köy Derneği ile birlikte planlar programlar yapılır. Dua ve Şükür Gününde kesmek ve ziyafet vermek için hemen hemen herkesten paralar toplanarak kurbanlar ve yiyecekler alınır. Gün geldiğin de Sungurlu ve çevre köylerle birlikte gurbette yaşayan dahil tüm Aşağı Fındıklı Köyü Halkı bu güne davet edilir. Köy dışında bir yerde arazide, genellikle Kale dediğimiz mevkiide toplanılır. Öğleye kadar Derneğimiz ve Köyümüzden Yetişen Din Görevliler Dini Programlar yaparlar ve bir taraftan da yemekler hazırlanır. Öğle namazı kılındıktan sonra “Şükür ve Rahmet Duası “ yapılp yemekler yenilip herkes çayını yudumlayarak tatlı sohbetlere dalarlar. Bu duanın asıl amacı mevsimde yağmur olmazsa Rabbimizin yağmur yağdırması için dua etmek, yağmurun yağdığı yıllarda da verdiği rahmete karşı şükretmektir.  Bunun yanında Aşağı Fındıklı Köyü olarak birliğimizi beraberliğimizi ortaya koymaktır.

6- Evlilikte Dünür Gitme: Belkide gelenek ve göreneklerimizin en ön plana çıktığı evlilik başlangıcında düğün yapana kadar izlenen yoldur. Çocuklar daha ilköğretimi bitirir bitirmez, Aile büyükleri genellikle erkek tarafları gizliden gizliye gelin adayı  aramaya başlarlar. Gençler 18-20 yaşlarına gelince dünürlük başlamıştır. Önce kız tarafının yakınları ile haberler gönderilir. Olumlu izlenim var ise Oğlan tarafının akrabalarından bir heyetle kız evine genellikle akşam giderler. Kısa sohbetten sonra heyetteki en yetkili kişi kız istemede bulunulur. Kız tarafından da en yetkili olan kişi “Allah Yazdı İse Ne Diyelim” deyip, hısım ve akrabalığı başlatmış olur. Dünürcü heyeti her iki tarafında yapacağı eşyaları, alacaklarını, vereceklerini aynı gün konuşup karara bağlarlar. Gelin adayı (gelinkız) erkek tarafından o gün için verilenleri giyip veya takıp oradaki büyüklerin ellerini öperek hizmetlerini yapmaya başlar. Yemekler yenilip çaylar içildikten sonra izin istenip kalkılır.

 7- Nişan Takma:

    Her iki tarafın uygun gördüğü bir günde dünür olduklarını herkese ilan etmk amacı ile bütün köylü davet edilerek nişan merasimi akşamdan başlatılır. Akşam tatlı sohbetler, hayırlı olsuna gelip gitmeler ve yemeklerin hazırlığı yapılır. Ertesi gün öğleye kadar  özellikle genç kız ve erkeklerin eğlenme kasetten çalan müzik eşliğinde oynama günleridir. Öğleden sonra ziyafet verilir, takı merasimi gerçekleşir ve nişan olayı sona erer.

8- Düğün Hazırlıkları: Düğün günleri yaklaştığında “İzinneme” adı verilen her iki tarafta yakın akrabalarla birlikte ilçeye giderler. İlçede hem belediye nikahı yapılır, hemde giysi ve kumaş üzerine alışveriş yapılır ki buna köylümüz arasında “Pırtı Görme” denir. Girilen bir lokantada yemeklerin yenilmesinden sonra davetiyeler bastırılır, kalan işler yapılarak köye dönülünür. Düğün hazırlığı başlamıştır artık elbiseler dikilir, komşular çağırılarak neşe ve sevinç içinde ekmek yapılarak düğün çöreği dağıtılır. Düğün  çöreğini alanlar ellerine bir iki kilo kuruyemiş veya meyve alanlar düğün ekmeği yapıldığı yere gelip yardım ederler. Düğünden bir hafta önce “Danışık Kahvesi” denilen yakın akrabalar davet edilir. Bu davette düğüne hizmet edecekler, yani “Düğün Kahyası” denilen kişiler seçilip davetiyeleri dağıtacaklar belirlenir ve son hazırlıklar gözden geçirilir.

 9- Düğün Yapma:

    Köyümüz düğünleri Cuma günü Cuma namazından sonra cami cematinin düğün evine bayrak kaldırma daveti ile başlar, pazar günü son bulur. Davete icabet edenler Köy İmamının Duası  ile düğünü başlatmış ve bayrağı dikmiş olurlar. Bayrak dikme evin çatısına bir yere uzunca sırık denen bir ağaç dikip ucuna da Türk Bayrağı takmakla olur. Bu merasime iştirak edenlere yemek, lokum, bisküvi soğuk veya sıcak içecekler ikram edilir. Düğünlerimiz davul-zurna eşliğinde veye sünnete uygun dedikleri ilahi ve mevlitler okunup söylenerek yapılır. Son zamanlarda köyümüz şehirlerdeki düğünlerden etkilenerek sazlı-sözlü yapılmaya başlanılmıştır. Bayanlar ve erkekler ayrı ayrı yerlerde oynarlar. Eskiden köyümüz düğünlerinde çeşitli oyunlar sergilenirdi, deve yapma oyunu, sinsin oyunu, kabak oyunu, yüzük oyunu bunlardan birkaçıdır. Ancak şimdi bunlar yavaş yavaş unutulmaya yüz tutmuştur. Düğünde ağırlık ikinci gündür. Çünkü bu günde özellikle akşama doğru davetliler ve misafirler ağırlanır. Kız tarafına kına ekibi gönderilir, kıza kına yakıp dönülür. Eskiden bu kına merasiminde “Baş Övme” adeti yani bir kadın gelir gelinkızın yanında ağıt havasını andırır şiirler, türküler ve mısralar söyler oradakilerde gelinkızla birlikte duygulanıp ağlarlardı. Bu gelenekte kaybolmuştur. Aynı şekilde kız tarafıda erkek evine gelerek damat’a kına yakarlar. Köyümüzde meşhur olan, düğünün ikinci akşamı bulgur köftesi  yapması olayıdır. Bu köfte büyük bir leğende ince bulgur, tavuk eti, soğan, sarımsak, salça, reyhan, köfte baharatı, tuz ve biber katılarak üç bayan eşliğinde iyice yoğrulur. Çok lezzetli olan bu köfteyi düğüne gelen bütün misafirlere ikram edilir. Pazar günü sabah erken kalkan düğün evinde davul-zurna düğün alayının (seğmen) toplanması için insana dokunurcasına uzun hava çalarlar. Gelin hanımın evindeki cehiz yazma olayı gerçekleştkten sonra toplanan seğmen araba ve traktörler eşliğinde gelin evine giderler. Önceleri gelinlik yerine gelinkızların başına tepelik denen bir sepet konur, etrafı çeşitli şekilde süslenir rengarenk elbiseler giydirilirdi. Şimdi ise beyaz gelinlik giydirilmektedir. Gelin evden çıkmadan sandığa oturma, kuşak bağlaması ve ceyiz yükleme işlemleri gerçekleşir. Gelin oradaki büyüklerinin ellerini öpüp doğup-büyüdüğü evden ağlayarak çıkartılıp gelin yakınları tarafından arbaya bindirilir. Eskiden gelinler süslenmiş atlara, sonra traktörlere şimdi ise arabalara bindirilmektedir. Oradakilerde kendi araba ve traktörlere binip seğmen bayrağını çeken kişinin söylediği dörtlükler eşliğinde kız evinden ayrılırlar. Oğlan evine gelirken cami ve mezarlık yanlarından geçerken oralarda fatihalar okunur.  Gelinin eve gelmesiyle birlikte damat cebindeki hazırlamış olduğu bozuk paraları oradaki seğmenin üzerine saçar ve herkes para toplama yarışına girer. Dualar eşliğinde gelin arabadan indirilir, damat anne ve babası güreş tutturulur, yardım edilerek annenin babayı yıkması sağlanır. Sonra küp kırılır, su dolu bir kaba gelin tekme vurur, eşiğe yağ sürer ve besmele ile içeri yeni evine girer. Bütün bunlar gelinin yeni evine uyum sağlamasına yorumlanır. Gelin içeri girdikten sonra takı merasimi başlar bir nidacı kimin ne kadar para taktığını herkes duysun diye bağırır, bir kişide takı takanların isimlerini yazar. Artık düğünlerin tamamı kameraya alındığı için bu isim yazma olayından vazgeçilmiştir. Takısını  takan seymen kurulan sofralarda yayla çorbası, Yahni, Pilav, Sarma, ve Üzüm Hoşafı gibi yiyecekleri yiyerek çay içmek için evlere dağılırlar.

10- Damat Giydirme ve Donatma: Gelin ve kızlar gelini ziyarete gelirlerken damat’ta arkadaş ve sağdıçları ile beraber vakit geçirirler. Yatsı namazından sonra Köy imamı ile beraber evin misafir odasında yakın akrabalar ve damadın arkadaşları toplanırlar. Damad ve sağdıcı odaya girer ve oturmadan ayakta beklerler, odada bulunan konuklar onlar konuşturmaya veya güldürmeye çalışırlar. Ama onlara oturmak, gülmek, konuşmak yasaktır. Bunlardan birini yaparlarsa ceza ödeyeceklerini bilirler. Damat için hazırlanmış giysiler deyişler söylenerek giydirilip kına yakılıp orada bulunanlara kuruyemişler ikram edilir. İmam ilahi söyleyip yandakiler “Amin” ve “Selavat”larla gelinin odası önüne getirilip oradakilerin ellerini öpmesi istenir. Damadın arkadaşları, damat gelin odasına girerken yumruk vurmak için fırsat kollamaktadırlar. Sağdıcın görevi ise damadı korumaktır. Neyse damat bir iki yumrukla gelin odasına girer. Önüne gelen ipi  koparıp gelinin yanına gelir. Gelinin yanında bulunan bayan dışarı çıkar ve damat geline hediyesini verip yüzünü açar. Gerdek gecesinde yapılan duaların kabul olunacağına inanılarak iki rekat nafile namaz kılarlar. Ertesi sabah gelin ve damat evde bulunanların elini öperler. Gelin artık evin bir ferdi olmuştur. Eskiden gelin büyüklerin yanında uzun süre yüksek sesle konuşmaz,  dışarı  (suya)  çıkarmak için hedikler yapılır, herkese dağıtırlardı. Bunun gibi bazı gelenek ve göreneklerimiz yavaş yavaş terkedilmektedir.


Yorumlar - Yorum Yaz

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam27
Toplam Ziyaret94049
Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
21° 6°

    REKLAM BLOĞU